Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın salıverilme istemini reddeden yargıçlar, Yargıtay 4. HD’nin kararıyla tazminata mahkum edilmiş ve bu karar yapılan itiraz üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca onanarak kesinleşmişti.
Yargıtay’ın tazminat kararı, siyasal iktidarı güç durumda bırakmıştır. Çünkü, siyasal iktidar, önceki Adalet Bakanı aracılığıyla, Ergenekon ve diğer benzer davalara bakan İstanbul özel yetkili mahkemeleri yargıç ve savcılarına destek sözü vermişti. Hatta bu nedenle dönemin Adalet Bakanı, adil yargılanma hakkına müdahaleden tazminata mahkum edilmişti. İşte, Yargıtay’ın Prof. Haberal’ın salıverilme istemini reddeden yargıçlar hakkında verdiği tazminat kararı, iktidarı sözünü tutamama durumuna düşürmüştür.
İKTİDAR HER ENGELİ “YASAMA”YLA ORTADAN KALDIRIYOR
Yasama organında çoğunluğu elinde bulunduran ve bu nedenle kendini Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleriyle bile bağlı saymayan iktidar, bu sorunu da yasama işlemiyle çözmeye karar vermiştir. Nitekim siyasal iktidar, kendi dünya görüşünü egemen kılmak için attığı her adımda önüne çıkan yönetsel, yasal ve anayasal engelleri, yasama işlemleriyle çözmeye alışmıştır. Bu yolda çıkardığı yönetsel düzenleyici işlemler Danıştay engeline takılınca yasa çıkarmış; türbanı yasayla çözemeyeceğini, istediği kişiyi Cumhurbaşkanı seçtiremeyeceğini anlayınca Anayasa’yı değiştirmiştir. Getirmek istediği siyasal rejimin önündeki, ordudan sonra son engel olan yargıyı ele geçirmek için yine tek başına Anayasa değişikliği yapmış; hatta bir ara Anayasa Mahkemesi’ni kaldırmaktan bile söz etmiştir.