mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Güncel Bir Yazı

Şu sıralarda “güncel yazı” deyince, bir de “siyasi” olması beklentisi varsa, ne anlaşılır? Son günlerde açığa çıkan Amerikan sızdırmalarını hesaba katmazsak elbette.
Amerikan elçiliğinin kapısında dedikodu kuyruğuna girmeler, en yakın mücahit kardeşini yahut evladını gâvura gammazlamalar, karşısında tir tir titrediği sultanın arkasından saydırmalar ve benzeri yığınla marifetin bir bir ortaya dökülüşü güncel olmayacak da hangisi olacak? Belki de, epeydir, güncellik kazanması, gündemin başına yerleşmesi şaşırtıcı olmayan bir madde o sıraya yerleşti, desek yeridir.
Öyleyse, bu başlığın geçici olacağını varsayarak, zaten gündemde arka sıralara doğru yolculuğa çıkmış durumdadır, o olmasaydı ve onun çiğnenmesi tüketildikten, hatta üniversiteli gençlerin ergenekoncu olduğu müthiş bir keşifle ortaya çıkarılmış asiliklerinden de sonra, gündemin başına yerleşecek konu ne olurdu? Daha doğru bir anlatımla, her zaman ya güncel ya da birkaç yirmi dört saat içinde güncel olmaya aday yazı deyince ne anlaşılır?

68 KUŞAĞININ ANLATILMAYAN ÖYKÜSÜ

MHP lideri Bahçeli son öğrenci eylemlerini 68 dönemine benzetti. 68 kuşağı üzerine bugüne kadar pek çok kitap, makale yazıldı; belgeseller, diziler, filmler çekildi. Ama bir konunun üzerinde nedense pek durulmadı. Bu nedenle 68 kuşağı sanki hep eksik anlatılmış gibi geliyor bana. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil, İbrahim Kaypakkaya ve nicelerini gerçekten tanıdığınızı mı düşünüyorsunuz? Gelin onların pek bilinmeyen yönlerini yazayım, kararı siz verin…
Arkadaşım dert yandı:
“Oğluma yatarken hikaye yerine bazı biyografiler anlatıyorum. Picasso, Maradona, Beethoven, Che, John Lennon, Marilyn Monroe gibi.
Geçen hafta nereden duydu ise Fransız İhtilali’ni anlatmamı istedi?
Anlattım. Ama anlatırken korktum! Aklıma Adnan Cemgil ve oğlu Sinan geldi. Korktum.”
Adnan- Nazife Cemgil çifti öğretmendi. 1940’lar başında DTCF’deki üniversite mücadelesinin önde gelen aydınlarıydılar.

9 Aralık 2010 Perşembe

Zaman pek de öyle geçmiyor…


Birkaç gün önce, MHP’liler “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinin setinde protesto eylemi yaptılar. Daha önce de MTTB benzer bir girişimde bulunmuştu. İtiraz, dizinin tarihi çarpıttığı ve sağcıları kötü gösterdiği temelliydi.
Kanal D’de Eylül ayından bu yana yayınlanmakta olan “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisi, ilk bölümünden hemen sonra Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından, birkaç gün önce de MHP’lilerce protesto edildi. Her iki kesimin de iddiası, dizinin “Marksist ideoloji” açısından bakarak kendilerini karaladığı, tarihi çarpıttığı ve iftira attığıydı. MTTB de ülkücüler de, ne şiddete bulaşmış, ne Amerikancılık yapmıştı. Dizi, devrimcileri masum ve sevimli, sağ kesimi “kötü” gösteriyordu.
MTTB üyeleri, kanal önünde basın açıklaması yapmış, bu protesto gösterisine herkesi katılmaya çağırırken “tertemiz bir mazileri” olduğunu ilan etmelerine karşın, açıklamada sadece “biz üniversite kantininde zorla dergi satmadık” noktasına değinmekle yetinmişlerdi.
Dizinin çekim setine kalabalık bir grup olarak giden, MHP Fatih İlçe Başkanı Ali Dinçer Çolak öncülüğündeki ülkücüler ise, üç hilalli bayrak, bir siyah çelenk ve üzerinde “Öyle Büyük Bir Yalan ki” ve “Ülkücülük Güneştir” yazılı döviz taşıyordu. MHP yöneticileri de ayrıca konuyla ilgili açıklamalar yaptılar. Özellikle sağ basın, olayı manşetlere ve köşe yazılarına taşıdı.

7 Aralık 2010 Salı

Şu Havuç ülkücü olaydı!


Televizyon programlarını değerlendiren MHP lideri Devlet Bahçeli, “Çocuklar Duymasın dizisi var. Gayet güzel toplumu eğitiyordu. Havuç eğitile eğitile büyüdü. Fakat büyüdükten sonra şimdi raydan çıktı. Reyting uğruna Havuç gitti” dedi.
Tam senariste çağrı yapmaya hazırlanıyorduk, “Şu Havuç’u sok ülkü ocaklarına da düzelsin kerata” diye, ama sonra Bahçeli’nin şu satırlarını okuduk: “Dizi filmlerinde genellikle cinayet motifleri, baskınlar, bir takım hukuk dışı uygulamalar, kuvvet kullanarak sonuç alma eğilimleri çok fazla işleniyor. Buna bağlı olarak toplumsal suçlar artıyor, cinayetler de cinnet de toplumun tüm katmanlarına yaygınlaşıyor.”
Eee, bu defa da ülkücüleri göstermeyin dizilerde demeye getirmiş Bahçeli.
Sonunda işin kolayına kaçmadık, Bahçeli’yi arayıp sormaya karar verdik. Ancak kendisine ulaşamadık, ismini vermek istemeyen bir danışmanı bize şunları söyledi: “Havuç olarak ün kazanmış olan Furkan Kızılay kardeşimizin yapması gereken açık. Bu evladımız 30.11.1990 doğumlu. At sondaki 0’ı. Ne kaldı? 199. Buna 11’i ekle, ne oldu? 210. 210’a da 30’u eklersek, etti mi 240? Şimdi ben Başbuğumuz kadar başarılı değilim bu 10’u nereden getireceğimi bilemedim ama, böl 240’ı 10’a. Ne eder? 24. İşte Havuç 24 arkadaşını daha ülkücü yaparsa MHP tek başına iktidar.”

1 Aralık 2010 Çarşamba

Karabük'te işçiler ile MHP'li başkan arasında arbede


Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) AŞ'de çalışırken iş akitleri feshedilen ve iki gün önce açlık grevine başlayan işçileri ziyarete gelen MHP'li Belediye Başkanı işçileri "provokatör" diye suçlayınca arbede yaşandı. Baygınlık geçiren 4 işçi hastaneye kaldırıldı.
Albay Karaoğlanoğlu Caddesi'ndeki kaldırımda açlık grevini sürdüren 45 işçiyi ziyaret eden Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, KARDEMİR yönetiminin yanı sıra Vali ile görüştüğünü, fabrika yönetiminden işçi çıkartmaların durdurulduğuna dair söz aldıklarını öne sürdü.
İşçilerin mağduriyetlerini gidermek için her türlü çabayı harcadıklarını ileri süren Vergili, şunları söyledi: "KARDEMİR yönetimi işten çıkartmaların olamayacağına dair bize söz verdi. Umarım sözlerini tutarlar. Çünkü daha öncede söz verdi ama tutmadılar. Açlık grevi kolay değil. Bu işi bilmeyenler yaparsa felç geçirebilir, hafıza kaybı yaşayabilir. Lütfen bu eylemi durdurun. Ben size daha müsait yerde irtibat masası şeklinde yer ayarlarım. Çadır için Valilikten izin bekliyoruz."