siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Güncel Bir Yazı

Şu sıralarda “güncel yazı” deyince, bir de “siyasi” olması beklentisi varsa, ne anlaşılır? Son günlerde açığa çıkan Amerikan sızdırmalarını hesaba katmazsak elbette.
Amerikan elçiliğinin kapısında dedikodu kuyruğuna girmeler, en yakın mücahit kardeşini yahut evladını gâvura gammazlamalar, karşısında tir tir titrediği sultanın arkasından saydırmalar ve benzeri yığınla marifetin bir bir ortaya dökülüşü güncel olmayacak da hangisi olacak? Belki de, epeydir, güncellik kazanması, gündemin başına yerleşmesi şaşırtıcı olmayan bir madde o sıraya yerleşti, desek yeridir.
Öyleyse, bu başlığın geçici olacağını varsayarak, zaten gündemde arka sıralara doğru yolculuğa çıkmış durumdadır, o olmasaydı ve onun çiğnenmesi tüketildikten, hatta üniversiteli gençlerin ergenekoncu olduğu müthiş bir keşifle ortaya çıkarılmış asiliklerinden de sonra, gündemin başına yerleşecek konu ne olurdu? Daha doğru bir anlatımla, her zaman ya güncel ya da birkaç yirmi dört saat içinde güncel olmaya aday yazı deyince ne anlaşılır?

11 Aralık 2010 Cumartesi

BARİ CAMİDE BUNU YAPMAYIN

Her ramazanda, her cuma ya da her dinsel bayramda TV’lerde haber izlerken şaşırıyoruz. Cami önlerinde dizi dizi kırmızı-siyah plakalı arabalar… Devletin en tepe noktasından aşağılara doğru küçülen plakalarıyla yönetenlerimiz (ya da yönetmeye aday politikacılarımız), namazını “eda etmek” için camiye gidiyor. Gitsinler. Keşke bu onların bileceği iş, diyebilseydik. Evet, burası laik bir ülke; kimse kimseye “Camiye gitme, oruç tutma, namaz kılma” diyemez. Ancak kimse de inancı, abur cubur yer gibi kullanamaz.
Bir cuma günü yolumuz kesilince bir büyüğün o semtteki camiye geldiğini anlıyoruz; yaşlı kadın, bir duvara yaslanıp namaz bitene dek orada bekleyeceğini söylüyor. Geldiği yolu gerisin geri dönmeyi göze alamıyor; polise ayaklarını gösteriyor. “Ayağım, bacağım tutmuyor, hastayım” diyor.

1 Aralık 2010 Çarşamba

NEDEN EN ÇOK BELGE TÜRKİYE’DEN ÇIKTI?

Amerikan diplomatlarının bulunduğu ülkelerle ilgili merkeze yolladığı haberleşmeleri 250 bin sayfalık belge olarak bölümler halinde Wikileaks adlı web sayfası tarafından yayınlanması ABD dış politikasının kirli çamaşırlarının açığa çıkmasını sağladı. Bu belgeler aslında ABD dünyayı nasıl izlediğini ve bu konuda bütün dünyanın nasıl vurdum duymaz ve safça davrandığını da ortaya koyuyor. Bu vurdum duymaz davranan ülkelerin başında da Amerikan istihbarat elaman ve kurumlarının rahatlıkla cirit attığı Türkiye var.
ABD HERKESİ İZLİYOR
Dünyanın en büyük kulağı diye bilinen örgüt ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı’dır (National Security Agency (NSA) İnsanları tek merkezden kontrol etmenin diğer kolay yolu uzay hâkimiyetini ele geçirmektir.
Uzaydaki uydular bu konuda en büyük teknolojik güçtür. Uzayda yerleştirilmiş uydu (satellite) sayesinde yeryüzünde istenilen telefon, fax, elektronik haberleşmeleri dinlenmesini sağlayan Echelon diye bir sistemi Amerikalılar uzun yıllardan beri varlığını saklayarak kullanmaktaydılar.

ABD ÇALIYOR, AB OYNUYOR… - Galip Salcı

Devletin “hazine”sini yöneten Müsteşarlıktan [her nasılsa] yapılan bir açıklamaya göre;

-         Türkiye’nin dış borç stoku, Dolar kurundaki her BEŞ KURUŞLUK artışta tam 4.5 MİLYAR TL’lik bir büyümeye neden oluyormuş…
Yani, Dolar kuru BEŞ KURUŞ arttı diyelim.
Türkiye’nin dış borcu, 4.5 MİLYAR TL fazlalaşıyor...
Siz şimdi bu borcun altından nasıl kalkılacak, yabancı tefecilere karşı namusumuz nasıl temizlenecek gibisinden [yerli/yersiz ve aslında gereksiz] kaygılarınızı bir kenara koyun... Ve şöyle soğukkanlılıkla bir düşünün:
-         Türkiye, hangi nitelikteki bir borç batağına, nasıl bir mekanizma içinde ve nasıl çok bilinmeyenli bir denklemle bağlanmış bir durumdadır?..
Verin bu sorunun yanıtını ve ardından bu ülkeyi bu mekanizmaların içine ustaca sokanların cibilliyetlerini sorgulayın…
İşte Türkiye’nin temel sorunu bu denklemin altındadır…

ASSANGE İDAMLA MI YARGILANACAK?

Amerikan Associated Press Ajansı, Wikileaks belgelerinin yarattığı depremi, hukuki süreç açısından mercek altına aldı.
AP'nin haberi şöyle:
"Hükümetin Wikileaks yayınlarına ilişkin nasıl bir hukuki yola gideceğine yönelik kararı bir hayli karmaşık bir süreci içeriyor. Julian Assange'ın internet bazlı giysisinin gazetecilik mi, casusluk mu, yoksa ikisinin arasında bir şey mi olduğuna bağlı bir süreç bu.
Üst düzey bir Savunma Bakanlığı yetkilisine göre, ABD Adalet, Dışişleri ve Savunma Bakanlıkları'na bağlı avukatlar, Wikileaks'ın kurucusu ve yardımcılarını casuslukla suçlayıp suçlayamayacaklarını tartışıyorlar.
Casusluk suçu ve bu suçun kime ait olduğunu değerlendiren avukatlar, bu suçlamaların ne kadar geçerli olabileceğini masaya yatırıyor. Diğer olası suçlamalar ise devlet malının çalınması ya da elde edilmesi konusunda olabilecek.