faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

AKP'nin yumurtayla imtihanı -Öğrenci Kolektifleri

“Yeter, çok konuştunuz! TV ekranlarını, billboardları, yüksek katlı çirkin binalarınızla kentlerimizi işgal ettiniz! Şimdi de üniversiteyi işgale geldiniz! Ama yeter! Burada sen susacaksın, biz konuşacağız! Nasıl konuşacağımıza da biz karar vereceğiz! Biz yumurtayla konuşmaya karar verdik! Sizinle sizin anladığınız dilden konuşmaya karar verdik! Üniversite sınırlarında bizim kurallarımıza göre oynayacaksın! Geliyorsan yumurtayı kafana yemeyi göze a-la-cak-sın! Sonra da tıpış tıpış gi-de-cek-sin!”
Onların derdi yumurta değil. Birilerinin karşı çıkmasına tahammül edemiyorlar. Konuşmaya çalışanın ağzını kapat, başını kaldıranı copla, çok yazarsa hapse at! AKP’nin “ileri demokrasi”sine hoş geldiniz! O kadar kudretlidir ki bu insanlar bir anda seni sahneden silip atacaklarına inanırlar ve inandırırlar. Yumurtayı biz keşfetmedik. 1700’lerden beri ezilenler, beğenmediği yöneticilere karşı kullanırlar. Bir nevi “ezilenlerin dili”dir yumurta. Ama biz AKP’nin o kudretli görünümünün arkasındaki zavallılığı “yumurta”nın nasıl da gözler önüne serdiğini keşfettik! Artık yumurta AKP’ye karşı üniversitesini savunan gençlerin “dili” olmuştur.

10 Aralık 2010 Cuma

Faşizmin ayak sesleri filan değil, ta kendisi!


12 Eylül referandumunun siyasal iktidarın isteği doğrultusunda yani “evet”le sonuçlanmasının getireceği bir çok olumsuzluk sosyalist kesimlerce öngörülmüştü. Sermayenin karına kar katacak, emekçi halkın ise zaten ufalmış olan ekmeğini daha da küçültecek yasalar birbiri ardına Meclise sunulmaya başladı bile. CHP, sosyal demokrat özelliği nedeniyle, sermaye sınıflarını ürkütmemeye çalışmakta ve onların çıkarlarına dokunmaksızın emekçilere hoş görünmeye çabalamakta, bu nedenle muhalefeti çok yetersiz kalmaktadır. Bunun anlamı, AKP iktidarının ciddi bir engelle karşılaşmaksızın istediği gibi at koşturmasıdır.
İktidarın bu hızlı ve engelsiz koşusuna karşı koymaya çalışan emekçiler, öğrenciler, öğretmenler, sendikalar, yine iktidarın polis güçlerince insafsızca ve en ağır biçimde cezalandırılmaktadır. Bu durumun en son örneği, İstanbul’da bir kaç gün önce yaşanan olaylardır. Bazı polis memurlarının gençlere uyguladığı vahşetin TV programlarında tartışılması sırasında, konu cinsiyet, gençlik, devlet gücünün abartılı kullanımı açılarından ele alınmaktadır. Ne var ki, Anayasa’nın 34. maddesindeki haklarını kullanmak isteyen yani önceden haber vermeksizin “silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri” yapmak isteyen gençlerin “ideolojik” nedenlerle bu gösteriyi yaptıklarına ilişkin hükümetin en yetkili ağızlarından yapılan açıklamalar küçümsenmekte ya da gözardı edilmektedir. Aslında, bu açıklama ve bu açıklamadaki “ideoloji” sözcüğü, gençlerin yediği o korkunç dayak ve biber gazından kat kat tehlikelidir.

9 Aralık 2010 Perşembe

"68 kuşağı bu memleketin başına bela olmuştur"


Ankara Üniversitesi'nde öğrencileri protestosuyla karşılaşan AKP'li kuzu, dekanın toplantıyı bilerek iptal etmediğini savundu ve istifasını istedi. Kuzu, "68 kuşağı bu memleketin başına bela olmuştur" dedi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrencilerin protesto ettiği AKP'li Burhan Kuzu'nun öfkesi dinmiyor. Yaşananları NTV'ye anlatan Kuzu'nun açıklamalarından satır başları şöyle: "İstanbul'da olan olaylar basında çok abartılı verildi. O olayın üzerine bu gelince, biz bu olaylara rağmen karar verdik, gittik gibi oldu. Konu 35 gün önceydi, yeni değil. Bir kulüpten üç-dört öğrenci geldi. Öğrencilerden gelen talepleri reddetmem. Günü İstanbul olaylarının sonrasına denk geldi. Ateşe körükle gidelim gibi bir hava yok. Kimi yazarlar niye gitti diyor.
Batum'la yarım saat arayla konuşma yapılacak dendi. Ama öğrenciler bir gün önce bana geldiler. Haberler hoş değil, ne yapsak iptal mi etsek dediler. Ama bir şartla reddedebiliriz dedim. Batum derse ki, ben gelirim, ben de gelirim. Programın tamamı iptal edilirse gelmem dedim. Batum gelirim deyince, ben de gittim. Sayın Batum beklediğinin ötesinde bir tepkiyle karşılaştı.