“Yeter, çok konuştunuz! TV ekranlarını, billboardları, yüksek katlı çirkin binalarınızla kentlerimizi işgal ettiniz! Şimdi de üniversiteyi işgale geldiniz! Ama yeter! Burada sen susacaksın, biz konuşacağız! Nasıl konuşacağımıza da biz karar vereceğiz! Biz yumurtayla konuşmaya karar verdik! Sizinle sizin anladığınız dilden konuşmaya karar verdik! Üniversite sınırlarında bizim kurallarımıza göre oynayacaksın! Geliyorsan yumurtayı kafana yemeyi göze a-la-cak-sın! Sonra da tıpış tıpış gi-de-cek-sin!”
Onların derdi yumurta değil. Birilerinin karşı çıkmasına tahammül edemiyorlar. Konuşmaya çalışanın ağzını kapat, başını kaldıranı copla, çok yazarsa hapse at! AKP’nin “ileri demokrasi”sine hoş geldiniz! O kadar kudretlidir ki bu insanlar bir anda seni sahneden silip atacaklarına inanırlar ve inandırırlar. Yumurtayı biz keşfetmedik. 1700’lerden beri ezilenler, beğenmediği yöneticilere karşı kullanırlar. Bir nevi “ezilenlerin dili”dir yumurta. Ama biz AKP’nin o kudretli görünümünün arkasındaki zavallılığı “yumurta”nın nasıl da gözler önüne serdiğini keşfettik! Artık yumurta AKP’ye karşı üniversitesini savunan gençlerin “dili” olmuştur.
TAK TAK TAK, BEN YUMURTA, KAPIYA GELDİM DE!..
Hangi kanalı çevirsem, hangi yazıyı okusam karşıma yumurta çıkıyor. Bugüne kadar bunca uzman gördüm ama hiç yumurta uzmanlarıyla karşılaşacağım aklıma gelmezdi. 68’li eski öğrencilere sorular soruluyor:
- Siz de gençliğinizde yumurta atar mıydınız?
- Atardık tabii, polis baskısıyla karşılaşırdık…
Bütün tartışma “Yumurta atılır mı atılmaz mı?” üzerinden yapılıyor. Tartışma öyle bir noktaya geldi ki yumurta silahla bir tutuluyor. Yakında kafasında yumurta patlayan başbakan yada bakanlardan biri 15 günlük rapor alırsa şaşırmayın, hatta yumurtadan beyinleri hasar bile görenler çıkabilir.
Taş atan çocuklardan yumurta atan gençlere geldik, sanırım çabuk ilerleyen bir ülke olduk. Esasında bu “ATMA” işi bizim geleneklerimizde var, mesela senede bir kez de olsa Bülent Arınç’ın da “ATMA huyu var, o da halka keçi boynuzu atıyor. Gerçi bundan dolayı şikayet eden olmadı ama olabilir de, tesadüfen oradan geçtiğinizi düşünün ve kafanıza keçi boynuzu gelsin, bu durumda Arınç’a dava açma hakkımız olabilir mi acaba?