wikileaks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
wikileaks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Ülke emperyalist şirketlerin kıskacında


Wikileaks’in Nijerya hakkındaki belgeleri, ülkenin Shell ve Pfizer gibi emperyalist tekellerin elinde bir oyuncağa döndüğünü ortaya çıkardı.
Doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin olan Nijerya, dünyanın en büyük 8. petrol üreticisi konumunda bulunuyor. Buna rağmen ülke halkı açlığın ve yoksulluğun pençesinde. Wikileaks’in açıkladığı belgeler bu yoksulluğun sebeplerini bir kez daha ortaya koyarken, ülkenin emperyalist tekellere ne kadar bağımlı olduğunu da gözler önüne seriyor.
Shell ülkeyi ele geçirmiş
Wikileaks’in Nijerya hakkındaki ilk belgesinde, Shell’in Nijerya hükümeti içindeki yapılanması anlatılıyor. Belgelere göre Shell, devletin petrolle ilgili bütün kurumlarına ajan yerleştirmiş ve uçan kuştan bile haberi oluyor. Hatta Hollanda-İngiltere ortak şirketi olan Shell’in çalışanlarının ABD diplomatları ile bilgi paylaştığı da iddia ediliyor.

11 Aralık 2010 Cumartesi

“ASSANGE’I TUTUKLAYIN” DİYEN İSVEÇ’TE KAFALAR NEDEN KARIŞIK?

Bir taraftan iki kadına karşı tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarına hedef olan Julian Assange, diğer taraftan illegal sızıntı ile resmi ve gizli belgeleri başta ABD olmak üzere birçok ülkenin diplomatik ilişkilerini alt üst eden bir adam Julian Assange.
Bütün dünyanın gözü onda. Olumlu ya da olumsuz, herkes ama herkes onun hakkında bir şey düşünüyor. Assange’a karşı; kafalarda uyanan binlerce soru ve bir o kadar da sempati var. Bunu hem halk arasında hem de basında gözlemlemek mümkün.
İsveç basını da böyle, doğal olarak her gazete birbirinden farklı yorumlar ile yaklaşıyor Julian Assange’a. Temkinlilik ve kontrol egemen olduğu gibi, bu davranış tipik bir İsveç’li tutumudur, diye eleştirip, konuya daha cesurca yaklaşıp "Wikileaks’i daha açık ve net savunmalıyız" diyenler de var.

Wikileaks'e rakip....Openleaks

DÜNYAYI SALLAYAN WIKILEAKS’İN RAKİBİ NEYİ AMAÇLIYOR?
Dünyayı sallayan Wikileaks’in, Opeanleaks adlı bir rakibinin çıkacağı bugün haber sitelerinde yer aldı.
Peki, Openleaks ne vaat ediyordu?
Gül Poyraz İsveç’ten yazdı:
Elçiye zeval olmaz prensibinden yola çıkacak olan Opeanleaks, aslında eski ve yeni medyanın bir bileşimi olacak. Openleaks daha çok bilgiye veya enformasyona elçilik yapacak, yani conduit prensibi. Sızıntının kaynağı ve basın arasında tarafsız bir elçilik olacak bu. Wikileaks gibi sızıntıyı kendi sayfalarından yayınlamayacaklar. Sızıntıyı eledikten sonra medya organlarına dağıtacaklar. Böylece Wikileaks´in başına bela olan legal tehditleri de önlemiş olacaklar.

Dagens Nyheter
gazetesinden Hans Rosén'e göre bu girişim, geleneksel ve dijital medya araçlarının bir sentezini oluşturacak ve sızıntıyı yayınlayan medya ile aktörlere daha çok yasal korunma sağlayacak.

Birçok büyük medya şirketlerine de ilginç gelebilecek bu düşünce, böylece tek kişi ve küçük bir grubun iktidarların hedefi olmasını engelleyecek. Buna göre, iktidarlara karşı büyük medya şirketleri ve yayın yönetmenleri kolektif bir güç oluşturacak.

Tabii bu insanın aklına şu soruyu da getiriyor: Gelecekte Opeanleaks, bir anlamda ticari bir alana da açık kapı olacak mı? Görünen o. Bu durumda Wikileaks ile Openleaks birbirileri ile tam bir rekabet içinde olabilecekler. İyi mi kötü mü olacak bu? İyi olması ihtimali daha yüksek gibi duruyor. Ne dersiniz?
Gül Poyraz

10 Aralık 2010 Cuma

Wikileaks'te yok, CHP kayıtlarında var!

Batum: Sayın Genel Başkanımız, camilerde, Allah’ın evinde yapılan vurgunlardan söz etti. Bunlar Wikileaks belgelerinde yok, CHP’nin kayıtlarında var. Sayın Başbakan işi mugalataya dökmeden, bağırıp çağırmadan, ilk önce oradaki belgeleri incelediğini ve kesinlikle hiçbir vurgun, yolsuzluk olmadığını söylesin.

CHP Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Süheyl Batum, öğrenci eylemlerine ilişkin olarak, "Eğer Sayın Başbakan’ın elinde terör örgütünün bağlantılı olduğuna dair kanıtlar var ise bunları derhal, hiç zaman geçirmeden kamuoyuyla da, emniyet güçleriyle de paylaşması lazım" dedi.

Batum, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, son günlerde öğrencilerin "haklı protesto eylemlerinin" Başbakan tarafından terör örgütüyle bağlantılı olarak gösterildiğini söyledi. CHP olarak bu durumu kesinlikle kabul edilemez bulduklarını belirten Batum, şöyle konuştu:

9 Aralık 2010 Perşembe

Wiki Mikileaks

Özellikle diplomatik dünyayı bu kadar sarsmışken, çok da önemli değil bu olan biten diyecek oluşum, biliyorum tuhaf karşılanacak. Ama saklayamam, ben tüm bu WikiLeaks kaynaklı bilgi sızıntılarına neden bu kadar şaşırıldığını, ortaya çıkan “bilgiler”in neden sır sanıldığını anlayabilmiş değilim.
Şu WikiLeaks’den sızanlar, ABD’nin başkanları dahil kimi yetkililerinin, zaman zaman açık unutulan mikrofonlardan da duyduğumuz boşboğazlıklarının yazılı hali. Hepsi bu. Sanki ABD, başına bela kesildiği dünyanın halklarına da onların temsilcilerine de, her haltı birlikte yediği müttefiklerine de çok saygılı ya da nazik bir ülke, bu nedenle biz, hiç de öyle olmadığını ortaya döken bu belgelerle karşılaşınca şaşırıyoruz.

8 Aralık 2010 Çarşamba

WikiLeaks’te Son Belge

4 Aralık 2009 tarihinde ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen “Teröristlerin Finansmanıyla Mücadele Konusunda Hazine Yetkilileri” başlıklı belge bugün yayımlandı.


Belge, ABD Hazine Bakanlığı Mali suçlar müsteşarı David Cohen’in Ekim 2009’da Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ayrıntılarını içeriyor. Bu belgeyle birlikte, ABD’nin Türkiye’yi İran konusunda Ekim 2009’da da Hazine Bakanlığı yetkililerini göndererek uyardığı ortaya çıktı.
ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri, Ağustos ve bu yılın Ekim aylarında da Türkiye’ye gelerek, İran konusunda temaslarda bulunmuştu. Ancak 2009’da belgeye konu olan ziyaret kamuoyuna açıklanmamıştı.
Belgede dikkat çeken bir nokta da, Cohen’in Şimşek, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve BDDK’nın dışında görüştüğü bir diğer kuruluş ya da kişinin adının olarak belirtilmiş olması.

7 Aralık 2010 Salı

Assange'yi hatalı prezervatif yakmış

İsveç'te Sarah adında bir kadınla tanıştı. Onun evinde Jessica isimli bir başka kadınla birlikte oldu ve...
 
Wikileaks sitesinin kurucusu Julian Assange'ın tutuklanmasının ardından İngiliz gazeteleri de polisten sızan bilgileri sütunlarına ve internet sitelerine taşımaya başladı.

Haberlere göre Assange'yi yakan 2 kadınla yaşadığı cinsel ilişkiler oldu. Kadınlardan biri 'hatalı prezervatif kullandı" diyerek, diğeri prezervatif takmadı şikayetiyle başvurdu.

Daily Mail gazetesinin haberine göre, Assange'ın İngiltere'de tutuklanmasına yol açan süreç, ağustos ayında Stockholm'de başladı. Habere göre Assange, bir seminerde tanıştığı, adı "Sarah" olarak verilen 30'lu yaşlardaki kadının dairesine yerleşti ve feminist Sarah ile birlikte oldu.

SEVENLERİ KEFALET İÇİN PARA TOPLUYOR

Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’ın Londra’da tutuklanması dünya çapında yankı yaratmaya devam ediyor. Assange’ın hâkim karşısına çıkarılmasına neden olan suçlama ise İsveç’te, geçtiğimiz Ağustos ayında “iki kadına cinsel saldırı ve tacizde bulunduğu” iddiası. Assange kendisine yöneltilen suçlamaları tamamen reddediyor…
Wikileaks ise Tweeter aracılığıyla Assange’ın başına gelenleri “basın özgürlüğüne” bir saldırı olarak niteliyor; tüm bu gelişmelere rağmen ellerindeki belgelerin daha önce planlandığı gibi yayımlanmaya devam edileceğini ilan ediyor.
Haaretz’de Wikileaks sözcüsü Kristin Hrafnsson’dan gelen açıklamaya yer veriliyor. Burada, Assange’ın başının dertte olmasının söz konusu belgelerin yayımlanmasını engellemeyeceği söyleniyor…

VE ASSANGE TUTUKLANDI

Dünyayı sarsan Wikileaks sitesinin kurucusu Julian Assange, İngiltere'de tutuklandı.

Assange, İsveç'te "taciz ve tecavüz" suçundan aranıyordu ve İsveç'in çıkardığı tutuklama emri dün İngiltere'ye ulaşmıştı. Mahkeme Assange'ın asıl duruşmaya çıkacağı 14 Aralık'a kadar tutuklu olarak yargılanmasına karar verdi.

Peki, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a İsveç’te yöneltilen “taciz ve tecavüz” suçlamalarının ayrıntıları neydi?
Cumhuriyet’ten Osman İkiz’in bu konuyla ilgili “Assange tuzağa mı düşürüldü?..” başlıklı
bir haber yazmıştı.

Savaşın ilk kurbanı gerçektir” diyor WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange. 14 Ağustos’ta Stockholm’deki basın toplantısı bu başlık altında düzenlenmişti. Sosyal Demokrat Parti’nin Hıristiyan kanadı tarafından düzenlenen toplantı İşçi Sendikaları Konfederasyonu binasında yapılmıştı.

İHH HALKBANK VE İRAN HAKKINDA PAZARLIK

Wikileaks'ten son açıklanan 09ANKARA1725, “TREASURY OFFICIAL ON FIGHT AGAINST TERRORIST” başlıklı ABD Büyükelçilik "gizli" kriptosunda Terör Finansı ve Mali Suçlardan Sorumlu ABD Hazine Bakan Yardımcısı David Cohen'in 19-20 Ekim 2009'da Ankara'ya yaptığı ziyaretin içeriği yer alıyor.
Büyükelçi James Jeffrey'nin imzasını taşıyan "secret" kodlu kriptoda şu bilgiler yer alıyor:
Cohen'in Türk ve Amerikan medyasında yer almayan bu ziyaretinin konusu İran'a mali yaptırımlar. Cohen Ankara'da Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ekonomiden Sorumlu Kurumların üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yapıyor.
Cohen, Türkiye'nin tüm kamu ve özel bankacılık sisteminin İran ile olan ilişkisini kesmesini istiyor ama Ankara'dan pek de umduğu yanıtı alamıyor. Şimşek, Cohen'e kişisel olarak bu konuyla ilgileneceği sözünü veriyor ama Cohen çok tatmin olmuşa benzemiyor. Türk yetkililer, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) İran ile ilgili aldığı kararlara uyacaklarını taahhüt etse de İran ile ticari ilişkileri kesmeye istekli görünmüyor.

- BELGELERİ 100 BİN KİŞİYE DAĞITTIM, BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE HEPSİNİ YAYINLAYACAKLAR

Wikileaks’in kurucusu Julian Assange tutuklandı.

Peki, Assange’ın böylesi bir durum için B planı neydi?
İşte bu sorunun yanıtını, insanpiyon'da okumuştunuz. Julian Assange, geçtiğimiz hafta Guardian Gazetesi okurlarının sorularını yanıtlamış, biz de bu röportajdan çarpıcı bölümleri sayfalarımıza taşımıştık.O sorulardan birisi çok ilginçti. “rajiv1857” rumuzlu okuyucu “ortadan kaldırılırsanız ne olacak” diye sormuştu.
İşte o soru ve Assange’ın yanıtı:
rajiv1857
Oynadığınız oyunu kazanma şansınız olduğuna inanıyor musunuz? Temelde yaptığınız, hizmetlerinden yararlandığınız Amazon gibi kurumlar, doğrudan ya da dolaylı olarak hükümet kontrolündeyken saklambaç oynamak, bir yerde kaybolup başka bir yerde ortaya çıkmak. Ortadan kaldılırsanız – bu illa fiziksel açıdan olmak zorunda değil, teknik açıdan da olabilir – zulanızdakileri yayınlayabileceğiniz diğer alternatifler neler? Bu kampanyayı sürdürecek “ikinci bir aktivisler kuşağı” var mı? Elinizdeki malzeme, tek bir zulanın ele geçirilip imha edilmesiyle ortadan kaldırılamayacak biçimde dağıtılmış ya da çoğaltılmış durumda mı?
Julian Assange:
Cable Gate arşivi, ABD ve başka ülkelerden pek çok önemli malzeme ile birlikte, şifreli halde, 100 Bin kişiden fazlasına dağıtılmış durumda. Bizlerin başına bir şey gelirse, önemli kısımların hepsi otomatik olarak yayınlanacak. Ayrıca, Cable Gate arşivi pek çok haber kurumunun elinde bulunuyor. Tarih kazanacaktır. Dünya daha iyi bir yer olacak. Bizler bunu görebilecek miyiz? Bu sizlere bağlı.

ABD BÜYÜKELÇİLERİNİN KRİPTO MALZEMELERİ NEYDİ

ABD diplomatlarının özellikle AKP’li devlet adamları ile ilgili kimlik analizlerini içeren kriptoları Türkiye’de büyük sansasyon yarattı.
Bizim dışişlerinde bazı büyükelçiler bulundukları ülkenin önemini veya kendilerinin çalışkanlığını başlarında bulundukları misyonlardan merkeze gönderilen kripto sayısı ile ölçmeye çalışırlar...
Başka ülkelerin büyükelçileri arasında da böyle diplomatlar muhakkak vardır.
Bu tür büyükelçilerin gereksiz kripto kaleme alma huyları da olabilir. Kripto sayısını yapay biçimde arttırma amacıyla.
Merkezden buna karşı zaman zaman uyarılar gelmesine karşın huylu huyundan kolay vazgeçmez…
Elde malzeme olunca işler daha kolaylaşıyor tabii!

YILMAZ ÖZDİL VE CÜNEYT ÜLSEVER PİŞTİ OLDU

Hürriyet yazarları Yılmaz Özdil ve Cüneyt Ülsever, “olmayan şeyin belgesinin olacağını” kaleme aldı.
İşte o iki yazı:
Olmayan şeyin belgesi olur mu? / Yılmaz Özdil

İş başvurusu yapıyorsun...
- Sabıkan var mı?
- Yok.
- Temiz kâğıdı getir.
*
Okula kayıt yaptırıyorsun...
- Hasta mısın?
- Turp gibiyim.
- Akciğer filmi getir.
*

Otomobil satıyorsun...
- Vergi borcun var mı?
- Ödedim.
- Maliye’den belge getir.
*
Evlenmek istiyorsun...
- AIDS misin?
- Yo-oo...
- Test yaptır, getir.
*

BAŞBAKAN DİPLOMATLARA KIZMADAN ÖNCE PARTİSİNDEKİLERE KIZSIN

Başbakan Wikileaks belgelerine geçtiğimiz günlerde çok sert yanıt verdi. Erdoğan belgeleri yazan büyükelçiler için “dedikoducu” ve “iftiracı” gibi ifadeler kullandı. Söz konusu iddiaların, sahibi tarafından ispatlanmasını istedi.
Öncelikle Erdoğan’a şunu hatırlatalım…
Diplomatlar, basına Erdoğan hakkında bir açıklama yapmadılar. Söz konusu iddialar, büyükelçilerin kendi ülkelerine geçtikleri kriptolarda yer alıyordu. Wikileaks sadece bu belgeleri açık etti.
LAİKLER SÖYLEMİŞ
Kriptolar, tüm büyükelçiler için söyleyebiliriz ki belgeli ve ispatlı metinler değildir. Söz konusu ülkede alınan istihbaratın yoğrularak ana ülkeye gönderilmesidir. Bu nedenle kriptolu notlar, bir akademik yayın ya da dava belgesi gibi değildir. Diplomatların sahada siyasetçilerden, bürokratlardan ve gazetecilerden topladıkları istihbaratın bir özetidir. Diplomatların dedikodusu değildir.
kaynaklardan toplanır. Ancak ne Başbakan Erdoğan ne onun kurmayları ne de Türk medyası bu bilgilerden haberli olacak ki, yazılan iddiaların içeriklerinden çok üslubuyla ilgilendiler. Meseleyi diplomatların “dedikoduları” ile açıklamayı tercih ettiler.
Bunlardan biri de dün Taraf’a konuşan Encümen-i Daniş toplantılarının katılımcısı Temel İskit idi. İskit’in iddiasına göre; ABD Büyükelçileri “laik”lerden istihbarat topladığı için böyle yanlış kripto vermişti. İskit’in tezi Başbakanın sözleriyle tutarlıydı. Laik Kemalistler ABD’li diplomatlara AKP’yi şikayet etmiş ve diplomatlar da bu bilgileri ciddiye almıştı! Bu iddiaları İskit’in diplomasi geçmişinin ciddiyetini sorgulamamıza neden oluyor. Zira bu ifadeler dünyanın emperyal gücü ABD’nin istihbarat toplama tekniklerini fazla hafife alıyor.

ERDOĞAN İSRAİL'E UÇAĞI WIKILEAKS YANGININI SÖNDÜRMEK İÇİN Mİ GÖNDERDİ

Wikileaks adlı internet sitesinin yayımlamış olduğu belgeler, Türkiye-İsrail ilişkilerinde çok önemli değişikliklere yol açtı. Hükümeti zor duruma sokan belgelerin yayımlanmasından kısa bir süre sonra AKP’nin önde gelen isimleri, başta Beşir Atalay ve Hüseyin Çelik, Wikileaks’in arkasında İsrail’in bulunduğuna dair açıklamalar yaptılar; Abdullah Gül, bu açıklamalar silsilesini başlatan ilk isim oldu.
Fakat hükümet cenahından gelen İsrail-karşıtı söylemler bir anda kesildi. Bu açıklamalardan sadece birkaç gün sonra Bülent Arınç’ın “İsrail'i de bu işin içine katarak hedef değiştirmenin veya hedefi çoğaltmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuşması; Tayyip Erdoğan’ın İsrail’de çıkan ve şu ana kadar 42 kişinin can verdiği büyük yangını söndürme çalışmalarına iki uçak göndererek katkıda bulunması, AKP iktidarının İsrail konusundaki tavrında ani bir değişikliğe gittiğini göstermektedir. Bu yazıda Erdoğan’ın İsrail’le kurduğu ittifakı tazeleme çabalarını ve arkasındaki nedenleri inceleyeceğiz.

KILIÇDAROĞLU ERDOĞAN’LA TV’YE ÇIKARSA BU BELGELERİ İSTEYECEK

Wikileaks depreminin merkez üssü Türkiye. Başbakan ise, yazanları “alçak, ahlaksız” ilan etti bile. Mademki, herkes iddiasını ispatla mükelleftir, Sayın Başbakanı ispata çağırıyoruz. Tabii, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da hazırlığını yaptığı konularla ilgili çok belge de getirmesi gerekiyor... İşte onlar...
DÜNYAYI ayağa kaldıran Wikileaks belgelerinde asıl darbeyi Türkiye yedi.
Darbenin şiddetli olmasının nedeni, ABD belgelerine göre en yumuşak karnımızın AKP Hükümeti olduğunun ortaya çıkmasıdır. Yani yumruk üstten geliyor.
Hal böyleyken, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan çıktı, olayları ortaya çıkanları, yazanları, yayınlayanları, “alçak, ahlaksız” ilan ediverdi.

6 Aralık 2010 Pazartesi

AKP’de üç Wikileaks çatlağı


Wikileaks belgelerinde partiyle ilgili çok ciddi iddiaların ortalığa saçılmasıyla birlikte AKP’de başlayan panik havası, ABD’yle ilişkiler, parti içindeki bazı isimlerle ilişkiler ve halkla ilişkilerde çatlaklara yol açtı.
Wikileaks sızıntısında en fazla belge çıkan ülkelerden biri olan Türkiye hakkında açıklanan belgeler yankı bulmaya devam ediyor. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’yle Vaşington’daki Dışişleri Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerden oluşan belgelerin şimdiye kadar açıklanan kısmı, ABD’nin genel olarak AKP’nin dış politikasından memnuniyetini ortaya koyarken, belgelerdeki birtakım ayrıntılar ise AKP’yi zora soktu.
Bu beklenmedik “darbe” karşısında AKP, belgelere dair vereceği tepkide çok defa kantarın topuzunu kaçırdı. Belgelerin ve belgelere gösterilen bu tepkilerin, AKP açısından üç alanda birer çatlağa sebep olduğu görüldü.
ABD ile ilişkiler
Wikileaks’le açıklanan belgeler, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iç yazışmaları. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a kadar Amerikalı tüm yetkililer, belgelerin doğruluğunu itiraf ettiler. Belgeler, Wikileaks’in uydurduğu belgeler değil, ABD’den sızdırılan resmi belgeler, yani ABD’li diplomatların yazışmaları.

Bu 183 belge de nereden çıktı?

 

İsrail'in ülkeyi işgal etmeye çağıran Elias el Mur, Obama'nın yardımcısı Jose Biden'la birlikte...
El Ahbar gazetesi, Wikileaks’in yayınlamadığı, nereden geldiği bilinmeyen 183 belge yayınladı. Belgelerden özellikle bir tanesi, Lübnan siyasetini baştan aşağıya değiştirecek nitelikte: Savunma Bakanı el Mur, 2008’de İsrail’e ülkeyi işgal edip Hizbullah’ı yenmeleri karşılığında saldırıya yanıt vermemeyi görüşmüş.
insanpiyon’da 3 Aralık günü çıkan “Wikileaks’ten niye şüphelenmek gerek?” başlıklı haberde, Wikileaks belgeleri sızıntısının kontrollü olduğunu, zira ABD Dışişleri Bakanlığı’nın belgeleri yayınlanmadan önce gazetelerle birlikte düzenlediğini, ancak sızıntının başka bir bakımdan “kontrolden çıktığını” çünkü etrafta henüz Wikileaks tarafından yayınlanmamış olmasına rağmen dolaşan belgeler olduğunu yazmıştık.
Yazıda Foreign Policy’den Josh Rogin’in, Vaşington, henüz Wikileaks veya belgelere sahip gazeteler tarafından açıklanmamış ancak bir şekilde etrafta dolanmaya başlamış, nereden geldiği bilinmeyen belgeler olduğuna dair sözlerini aktarmış, ve bu belgelerin birileri tarafından özellikle piyasaya sürüldüğünün açık olduğunu söylemiştik.
Bu durumun en ciddi örneği, Lübnan’da yaşandı. Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen El Ahbar gazetesi, ABD’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki 8 büyükelçiliğinden yapılan yazışmalara dair 183 belge yayınladı.
Libya, Irak, Mısır, Lübnan, Cezayir, Moritanya, Fas ve Tunus’taki ABD elçiliklerine ait olan bu belgelerin hiçbiri henüz Wikileaks tarafından yayınlanmış değil. El Ahbar da belgelerin kaynağına dair bilgi vermiyor.

Belgelerin doğru olup olmadığı henüz bilinmiyor. Ancak Amerikan The Atlantic’ten Max Fisher, Tripoli’den gönderildiği görülen bir belgenin, kendilerinin daha önce ele aldıkları ve haberleştirdikleri bir konuda, habere dahil etmedikleri ancak vakıf oldukları bazı ayrıntıları doğru şekilde aktardığını belirtti.

TÜRKİYE İRAN’A RAKİP

13 Kasım 2009 tarihinde ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen 09BAGHDAD2992 kodlu gizli belgede, Türkiye ile ilgili özetle şunlar yazıyor:
İran, Irak pazarında önemli bir pay sahibi. Diğer sanayileşmiş ülkeler için çok çekici olmayan ve kolayca da başvuramadıkları bu pazara, İran çok kolayca, coğrafi yakınlığı nedeniyle de girebiliyor. Türkiye burada İran’a rakip bir ekonomik güç olarak duruyor. Özellikle Kuzey Irak’ta Türkiye bu rolde görünüyor.

WIKILEAKS’İN ARKASINDA “YAHUDİ LOBİSİ VAR” DİYENLER BU YAZIYI OKUSUN

Wikileaks belgelerinin ortaya saçılmasının hemen ardından bir “Yahudi lobisi” tartışması başladı. Hükümete ve yandaş medyaya göre; Wikileaks belgeleri Yahudi lobisi ya da İsrail tarafından Arap ülkelerini ve AKP’yi zor durumda bırakmak için sızdırılmıştı. Wikileaks’in yayınladığı belgelerin neden, kimler tarafından ve nasıl sızdırıldığı, hangi süzgeçlerden geçtiği meseleleri üzerine kafa yormak, kuşkusuz önemli. Ama söz konusu belgelerin sahte olmadıkları biliniyor. Bunlar Amerikan belgeleri. Nitekim ABD de bunu kabul etmiş durumda. Ama “Yahudi lobisinin komplosu” lafları kafaları karıştırıyor ve belgelerin içeriğinin tartışılmasını önlüyor. Zaten kampanyanın amacı da bu. Nasıl mı? Bu durumu daha iyi kavrayabilmek için “Yahudi lobisi” tezlerinin kökeni ve bugün geldiği nokta üzerinde durmak gerekiyor.