belge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2010 Pazar

Ülke emperyalist şirketlerin kıskacında


Wikileaks’in Nijerya hakkındaki belgeleri, ülkenin Shell ve Pfizer gibi emperyalist tekellerin elinde bir oyuncağa döndüğünü ortaya çıkardı.
Doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin olan Nijerya, dünyanın en büyük 8. petrol üreticisi konumunda bulunuyor. Buna rağmen ülke halkı açlığın ve yoksulluğun pençesinde. Wikileaks’in açıkladığı belgeler bu yoksulluğun sebeplerini bir kez daha ortaya koyarken, ülkenin emperyalist tekellere ne kadar bağımlı olduğunu da gözler önüne seriyor.
Shell ülkeyi ele geçirmiş
Wikileaks’in Nijerya hakkındaki ilk belgesinde, Shell’in Nijerya hükümeti içindeki yapılanması anlatılıyor. Belgelere göre Shell, devletin petrolle ilgili bütün kurumlarına ajan yerleştirmiş ve uçan kuştan bile haberi oluyor. Hatta Hollanda-İngiltere ortak şirketi olan Shell’in çalışanlarının ABD diplomatları ile bilgi paylaştığı da iddia ediliyor.

11 Aralık 2010 Cumartesi

“ASSANGE’I TUTUKLAYIN” DİYEN İSVEÇ’TE KAFALAR NEDEN KARIŞIK?

Bir taraftan iki kadına karşı tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarına hedef olan Julian Assange, diğer taraftan illegal sızıntı ile resmi ve gizli belgeleri başta ABD olmak üzere birçok ülkenin diplomatik ilişkilerini alt üst eden bir adam Julian Assange.
Bütün dünyanın gözü onda. Olumlu ya da olumsuz, herkes ama herkes onun hakkında bir şey düşünüyor. Assange’a karşı; kafalarda uyanan binlerce soru ve bir o kadar da sempati var. Bunu hem halk arasında hem de basında gözlemlemek mümkün.
İsveç basını da böyle, doğal olarak her gazete birbirinden farklı yorumlar ile yaklaşıyor Julian Assange’a. Temkinlilik ve kontrol egemen olduğu gibi, bu davranış tipik bir İsveç’li tutumudur, diye eleştirip, konuya daha cesurca yaklaşıp "Wikileaks’i daha açık ve net savunmalıyız" diyenler de var.

Wikileaks'e rakip....Openleaks

DÜNYAYI SALLAYAN WIKILEAKS’İN RAKİBİ NEYİ AMAÇLIYOR?
Dünyayı sallayan Wikileaks’in, Opeanleaks adlı bir rakibinin çıkacağı bugün haber sitelerinde yer aldı.
Peki, Openleaks ne vaat ediyordu?
Gül Poyraz İsveç’ten yazdı:
Elçiye zeval olmaz prensibinden yola çıkacak olan Opeanleaks, aslında eski ve yeni medyanın bir bileşimi olacak. Openleaks daha çok bilgiye veya enformasyona elçilik yapacak, yani conduit prensibi. Sızıntının kaynağı ve basın arasında tarafsız bir elçilik olacak bu. Wikileaks gibi sızıntıyı kendi sayfalarından yayınlamayacaklar. Sızıntıyı eledikten sonra medya organlarına dağıtacaklar. Böylece Wikileaks´in başına bela olan legal tehditleri de önlemiş olacaklar.

Dagens Nyheter
gazetesinden Hans Rosén'e göre bu girişim, geleneksel ve dijital medya araçlarının bir sentezini oluşturacak ve sızıntıyı yayınlayan medya ile aktörlere daha çok yasal korunma sağlayacak.

Birçok büyük medya şirketlerine de ilginç gelebilecek bu düşünce, böylece tek kişi ve küçük bir grubun iktidarların hedefi olmasını engelleyecek. Buna göre, iktidarlara karşı büyük medya şirketleri ve yayın yönetmenleri kolektif bir güç oluşturacak.

Tabii bu insanın aklına şu soruyu da getiriyor: Gelecekte Opeanleaks, bir anlamda ticari bir alana da açık kapı olacak mı? Görünen o. Bu durumda Wikileaks ile Openleaks birbirileri ile tam bir rekabet içinde olabilecekler. İyi mi kötü mü olacak bu? İyi olması ihtimali daha yüksek gibi duruyor. Ne dersiniz?
Gül Poyraz

10 Aralık 2010 Cuma

Wikileaks'te yok, CHP kayıtlarında var!

Batum: Sayın Genel Başkanımız, camilerde, Allah’ın evinde yapılan vurgunlardan söz etti. Bunlar Wikileaks belgelerinde yok, CHP’nin kayıtlarında var. Sayın Başbakan işi mugalataya dökmeden, bağırıp çağırmadan, ilk önce oradaki belgeleri incelediğini ve kesinlikle hiçbir vurgun, yolsuzluk olmadığını söylesin.

CHP Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Süheyl Batum, öğrenci eylemlerine ilişkin olarak, "Eğer Sayın Başbakan’ın elinde terör örgütünün bağlantılı olduğuna dair kanıtlar var ise bunları derhal, hiç zaman geçirmeden kamuoyuyla da, emniyet güçleriyle de paylaşması lazım" dedi.

Batum, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, son günlerde öğrencilerin "haklı protesto eylemlerinin" Başbakan tarafından terör örgütüyle bağlantılı olarak gösterildiğini söyledi. CHP olarak bu durumu kesinlikle kabul edilemez bulduklarını belirten Batum, şöyle konuştu:

9 Aralık 2010 Perşembe

Wiki Mikileaks

Özellikle diplomatik dünyayı bu kadar sarsmışken, çok da önemli değil bu olan biten diyecek oluşum, biliyorum tuhaf karşılanacak. Ama saklayamam, ben tüm bu WikiLeaks kaynaklı bilgi sızıntılarına neden bu kadar şaşırıldığını, ortaya çıkan “bilgiler”in neden sır sanıldığını anlayabilmiş değilim.
Şu WikiLeaks’den sızanlar, ABD’nin başkanları dahil kimi yetkililerinin, zaman zaman açık unutulan mikrofonlardan da duyduğumuz boşboğazlıklarının yazılı hali. Hepsi bu. Sanki ABD, başına bela kesildiği dünyanın halklarına da onların temsilcilerine de, her haltı birlikte yediği müttefiklerine de çok saygılı ya da nazik bir ülke, bu nedenle biz, hiç de öyle olmadığını ortaya döken bu belgelerle karşılaşınca şaşırıyoruz.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ali Wikican'dan belge var açıklaması

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, öğrenci protestoları için ''Eylemlerin arkasında örgütler var, bunun belgeleri de devlette mevcut'' dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, son günlerde moda haline gelen üniversitelerdeki yumurtalı saldırılara tepki gösterdi. "Kavga edeceksek fikirlerle çarpışalım. Yoksa yumurtalar başka şeyler çarpışmasın." diyen Babacan, fikirleri fiziki şiddete dönüştürenleri üniversitelilerin saf duruşundan ayırt etmek gerektiğini belirtti. Babacan, "Bunu fiziki eyleme çevirmek başka ideolojilere hizmet ediyor. Bunların arkasında kasıt var örgütler var. Bunun raporları var." dedi.

Gül, TOBB İkiz Kuleler’de düzenlenen V.
Türkiye Ekonomi Sektörler Şurası’nın sonuç raporunu açıklamasının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu’ya yapılan yumurtalı saldırıyla ilgili değerlendirmeleri sorulması üzerine Babacan, üniversiteler ve üniversite öğrencilerinin hayatla siyasetle pratikte iç içe olmalarını tavsiye ettiklerini kaydetti. Siyasetin farklı fikirlerin serbestçe çarpışıldığı ortam manasına geldiğine işaret eden Babacan, "Fiili eylemlere şiddete çevirmek, öğrencilerin fikirlerine saygı duysak da arzu edilen tablo değil. Bazı örgütleri bazı küçük aşırı yapılanmaları bu işin içinde görüyoruz.

WikiLeaks’te Son Belge

4 Aralık 2009 tarihinde ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden gönderilen “Teröristlerin Finansmanıyla Mücadele Konusunda Hazine Yetkilileri” başlıklı belge bugün yayımlandı.


Belge, ABD Hazine Bakanlığı Mali suçlar müsteşarı David Cohen’in Ekim 2009’da Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerin ayrıntılarını içeriyor. Bu belgeyle birlikte, ABD’nin Türkiye’yi İran konusunda Ekim 2009’da da Hazine Bakanlığı yetkililerini göndererek uyardığı ortaya çıktı.
ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri, Ağustos ve bu yılın Ekim aylarında da Türkiye’ye gelerek, İran konusunda temaslarda bulunmuştu. Ancak 2009’da belgeye konu olan ziyaret kamuoyuna açıklanmamıştı.
Belgede dikkat çeken bir nokta da, Cohen’in Şimşek, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve BDDK’nın dışında görüştüğü bir diğer kuruluş ya da kişinin adının olarak belirtilmiş olması.

7 Aralık 2010 Salı

İHH HALKBANK VE İRAN HAKKINDA PAZARLIK

Wikileaks'ten son açıklanan 09ANKARA1725, “TREASURY OFFICIAL ON FIGHT AGAINST TERRORIST” başlıklı ABD Büyükelçilik "gizli" kriptosunda Terör Finansı ve Mali Suçlardan Sorumlu ABD Hazine Bakan Yardımcısı David Cohen'in 19-20 Ekim 2009'da Ankara'ya yaptığı ziyaretin içeriği yer alıyor.
Büyükelçi James Jeffrey'nin imzasını taşıyan "secret" kodlu kriptoda şu bilgiler yer alıyor:
Cohen'in Türk ve Amerikan medyasında yer almayan bu ziyaretinin konusu İran'a mali yaptırımlar. Cohen Ankara'da Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ekonomiden Sorumlu Kurumların üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yapıyor.
Cohen, Türkiye'nin tüm kamu ve özel bankacılık sisteminin İran ile olan ilişkisini kesmesini istiyor ama Ankara'dan pek de umduğu yanıtı alamıyor. Şimşek, Cohen'e kişisel olarak bu konuyla ilgileneceği sözünü veriyor ama Cohen çok tatmin olmuşa benzemiyor. Türk yetkililer, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) İran ile ilgili aldığı kararlara uyacaklarını taahhüt etse de İran ile ticari ilişkileri kesmeye istekli görünmüyor.

YILMAZ ÖZDİL VE CÜNEYT ÜLSEVER PİŞTİ OLDU

Hürriyet yazarları Yılmaz Özdil ve Cüneyt Ülsever, “olmayan şeyin belgesinin olacağını” kaleme aldı.
İşte o iki yazı:
Olmayan şeyin belgesi olur mu? / Yılmaz Özdil

İş başvurusu yapıyorsun...
- Sabıkan var mı?
- Yok.
- Temiz kâğıdı getir.
*
Okula kayıt yaptırıyorsun...
- Hasta mısın?
- Turp gibiyim.
- Akciğer filmi getir.
*

Otomobil satıyorsun...
- Vergi borcun var mı?
- Ödedim.
- Maliye’den belge getir.
*
Evlenmek istiyorsun...
- AIDS misin?
- Yo-oo...
- Test yaptır, getir.
*

ERDOĞAN İSRAİL'E UÇAĞI WIKILEAKS YANGININI SÖNDÜRMEK İÇİN Mİ GÖNDERDİ

Wikileaks adlı internet sitesinin yayımlamış olduğu belgeler, Türkiye-İsrail ilişkilerinde çok önemli değişikliklere yol açtı. Hükümeti zor duruma sokan belgelerin yayımlanmasından kısa bir süre sonra AKP’nin önde gelen isimleri, başta Beşir Atalay ve Hüseyin Çelik, Wikileaks’in arkasında İsrail’in bulunduğuna dair açıklamalar yaptılar; Abdullah Gül, bu açıklamalar silsilesini başlatan ilk isim oldu.
Fakat hükümet cenahından gelen İsrail-karşıtı söylemler bir anda kesildi. Bu açıklamalardan sadece birkaç gün sonra Bülent Arınç’ın “İsrail'i de bu işin içine katarak hedef değiştirmenin veya hedefi çoğaltmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuşması; Tayyip Erdoğan’ın İsrail’de çıkan ve şu ana kadar 42 kişinin can verdiği büyük yangını söndürme çalışmalarına iki uçak göndererek katkıda bulunması, AKP iktidarının İsrail konusundaki tavrında ani bir değişikliğe gittiğini göstermektedir. Bu yazıda Erdoğan’ın İsrail’le kurduğu ittifakı tazeleme çabalarını ve arkasındaki nedenleri inceleyeceğiz.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Bu 183 belge de nereden çıktı?

 

İsrail'in ülkeyi işgal etmeye çağıran Elias el Mur, Obama'nın yardımcısı Jose Biden'la birlikte...
El Ahbar gazetesi, Wikileaks’in yayınlamadığı, nereden geldiği bilinmeyen 183 belge yayınladı. Belgelerden özellikle bir tanesi, Lübnan siyasetini baştan aşağıya değiştirecek nitelikte: Savunma Bakanı el Mur, 2008’de İsrail’e ülkeyi işgal edip Hizbullah’ı yenmeleri karşılığında saldırıya yanıt vermemeyi görüşmüş.
insanpiyon’da 3 Aralık günü çıkan “Wikileaks’ten niye şüphelenmek gerek?” başlıklı haberde, Wikileaks belgeleri sızıntısının kontrollü olduğunu, zira ABD Dışişleri Bakanlığı’nın belgeleri yayınlanmadan önce gazetelerle birlikte düzenlediğini, ancak sızıntının başka bir bakımdan “kontrolden çıktığını” çünkü etrafta henüz Wikileaks tarafından yayınlanmamış olmasına rağmen dolaşan belgeler olduğunu yazmıştık.
Yazıda Foreign Policy’den Josh Rogin’in, Vaşington, henüz Wikileaks veya belgelere sahip gazeteler tarafından açıklanmamış ancak bir şekilde etrafta dolanmaya başlamış, nereden geldiği bilinmeyen belgeler olduğuna dair sözlerini aktarmış, ve bu belgelerin birileri tarafından özellikle piyasaya sürüldüğünün açık olduğunu söylemiştik.
Bu durumun en ciddi örneği, Lübnan’da yaşandı. Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen El Ahbar gazetesi, ABD’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki 8 büyükelçiliğinden yapılan yazışmalara dair 183 belge yayınladı.
Libya, Irak, Mısır, Lübnan, Cezayir, Moritanya, Fas ve Tunus’taki ABD elçiliklerine ait olan bu belgelerin hiçbiri henüz Wikileaks tarafından yayınlanmış değil. El Ahbar da belgelerin kaynağına dair bilgi vermiyor.

Belgelerin doğru olup olmadığı henüz bilinmiyor. Ancak Amerikan The Atlantic’ten Max Fisher, Tripoli’den gönderildiği görülen bir belgenin, kendilerinin daha önce ele aldıkları ve haberleştirdikleri bir konuda, habere dahil etmedikleri ancak vakıf oldukları bazı ayrıntıları doğru şekilde aktardığını belirtti.

WIKILEAKS’İN ARKASINDA “YAHUDİ LOBİSİ VAR” DİYENLER BU YAZIYI OKUSUN

Wikileaks belgelerinin ortaya saçılmasının hemen ardından bir “Yahudi lobisi” tartışması başladı. Hükümete ve yandaş medyaya göre; Wikileaks belgeleri Yahudi lobisi ya da İsrail tarafından Arap ülkelerini ve AKP’yi zor durumda bırakmak için sızdırılmıştı. Wikileaks’in yayınladığı belgelerin neden, kimler tarafından ve nasıl sızdırıldığı, hangi süzgeçlerden geçtiği meseleleri üzerine kafa yormak, kuşkusuz önemli. Ama söz konusu belgelerin sahte olmadıkları biliniyor. Bunlar Amerikan belgeleri. Nitekim ABD de bunu kabul etmiş durumda. Ama “Yahudi lobisinin komplosu” lafları kafaları karıştırıyor ve belgelerin içeriğinin tartışılmasını önlüyor. Zaten kampanyanın amacı da bu. Nasıl mı? Bu durumu daha iyi kavrayabilmek için “Yahudi lobisi” tezlerinin kökeni ve bugün geldiği nokta üzerinde durmak gerekiyor.

4 Aralık 2010 Cumartesi

ÖNCE BUNLARIN HESABINI VERİN

Başbakan Erdoğan’ın belgeler konusundaki ilk sözleri “önce eteklerindeki taşları döksünler, sonra bunların ciddiye alınıp alınmayacaklarına bakarız” yolundaydı. Üzerinden çok zaman geçmeden ve henüz etekteki taşların binde biri ortaya dökülmeden, Başbakanın adeta bir hezeyan halinde muhalefete ve medyaya ağır ithamlarla saldırması manidardır. Başbakan belgelerin kendisi ve partisi için yarattığı ve belgeler açıklandıkça yaratmaya devam edeceği riskleri farkettiği için olacak, bir ön alma çabası içine girmiş gözükmektedir. Belgelerin kullanımını caydıracak bir edayla itham ve tehditlere başvurarak, belgelerden ziyade bunları gündeme getiren/getirecek olanlara (medyaya, muhalefete) peşinen üst perdeden bir savaş açmayı, ifade özgürlüğüne ve bilgi edinme hakkına ağır bir saldırıyı tercih etmiştir.

GİZLİ AMERİKAN BELGELERİNİ ÖNCE O SIZDIRMIŞTI

Bundan kırk yıl önce ünlü gazeteci-yazar Noam Chomsky’nin de Wikileaks gibi gizli belgeleri basına sızdırdığını biliyor muydunuz?
Amerika’nın Ulusal Haber programlarından biri olan Democracy Now’un 30 Kasım tarihli haber bülteninde Wikileaks belgeleri üzerine Noam Chomsky ile bir röportaj gerçekleştirildi. Bu röportajdan bugün pek de bilinmeyen bir gerçeği, Chomsky’nin 1971 yılında Vietnam Savaşı ile ilgili Pentagon belgelerini sızdırdı öğrenildi.
Chomsky, o zaman Pentagon’da çalışan Daniel Ellsberg ve Tony Russo ile arkadaş olduğunu söyledi. Ellsberg ve Russo belgelerin kopyalarını alarak Chomsky’e ulaştırdılar.
Chomsky ise içlerinde Howard Zinn’in de bulunduğu birkaç kişi ile birlikte bu belgeleri basına ulaştırdı. Daha sonra bu belgeler Howard Zinn ile birlikte yayınladıkları derlemenin içinde de yayınlandı.

Ergenekon Davası'nda Wikileaks konuşuldu

Ergenekon Duruşması’nın dünkü oturumuna Wikileaks damgasını vurdu. Wikileaks’den sızan belgelerde yer alan belgelerde Başbakan Erdoğan’ın İsviçre’de 8 hesabı olduğu iddiası yer alıyordu. Başbakan Erdoğan bu iddiaya önceki gün çok sert yanıt verdi. Erdoğan İsviçre’de bir kuruş parası olmadığını söyledi.
Erdoğan’a duruşmada davanın tutuklu sanığı Doğu Perinçek yanıt verdi. Belgelerdeki iddiayı doğrulayan Perinçek, Başbakan Erdoğan’ın gizli hasapları olduğunu söyledi. Perinçek iddiasına dair şunları söyledi:

“1. KANIT
TELEFON GÖRÜŞMESİ

Telefon görüşmesi, BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan ile İngiltere'deki işadamı Remzi Gür arasındadır. İki kez "20-25 gönder" diyor. Bu para İngiltere'den Amerika'ya nasıl yollanacak? Bankayla yollanacak. Niçin kendi banka hesabından göndermiyor da İngiltere'deki Remzi Gür ile gönderiyor?

3 Aralık 2010 Cuma

Gizli belgelerde onlar için ne yazıyordu .. ?

Birkaç gündür WikiLeaks'in açıkladığı ABD Gizli Belgeleleri konuşuluyor, tartışılıyor.
Belgelerin büyük çoğunluğunun Türkiye'yle ilgili olması, WikiLeaks Belgeleri tartışmasının Türkiye'de çok daha "ateşli" bir hal almasını sağlamış durumda...
WikiLeaks Belgeleri 'yle, 1946'dan beri (Türkiye'nin Kıbrıs Barış Harekâtı ve ABD'nin Irak işgali hariç) aralarından sözüm ona "su sızmayan" iki müttefik; ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerin ve ABD'nin Türk siyasetine ve siyasetçisine bakışının "perde arkası" çırılkçıplak biçimde ortaya saçılmış durumda...
Belgelerin nasıl sızdığı bir yana, açıklanan belgelerdeki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve bakanları hakkındaki iddialar çok ağır ve yenilir yutulur cinsten değil doğrusu...
Birkaç gündür dünyayı ve Türkiye'yi sarsan WikiLeaks Belgeleri, bana yakın tarihimizin perde arkasını aralayan İngiliz Belgelerini hatırlattı.
WikiLeaks Belgeleri , 2000'li yılların başında, ABD büyükelçilerinin ve temsilcilerinin gözlemlerine, incelemelerine, tanık oldukları olaylara, aldıkları bilgilere dayalı olarak tuttukları raporlara dayanıyor.
İngiliz Belgeleri ise, 1900'lü yılların başında İngiliz büyükelçilerinin, temsilcilerinin ve işgal subaylarının gözlemlerine, incelemelerine, tanıklıklarına ve aldıkları bilgilere dayalı olarak hazırladıkları raporlara dayanıyor.

İŞTE BAŞBAKANIN AVUKATLARININ ARADIKLARI YANIT

Milliyet yazarı ve AİHM eski yargıcı Rıza Türmen, Wikileaks belgelerine karşı yargı sürecini başlatacağını söyleyen Başbakan Erdoğan açısından mevcut hukuki seçenekleri inceledi.
Başbakan’ın ABD’li diplomatlara dava açamayacağını, ancak belgelerden zarar gören kişilerin belli koşullara bağlı olarak Amerikan federal mahkemelerinde ABD aleyhine tazminat davası açabileceklerini söyledi.
Rıza Türmen’in “Wikileaks ve hukuk” başlıklı yazısı şöyleydi:
“Wikileaks’in açıkladığı belgeler ABD büyükelçiliklerinin Washington’a yazdıkları kripto telgraflarla ilgili. Bu telgraflarda ABD büyükelçilerinin bulundukları ülke ile ilgili değerlendirmeleri, o ülkenin ileri gelenleri hakkındaki görüşleri yer alıyor. Türkiye ile ilgili telgraflarda yazılanlar da, tüm dünyadaki diplomatik misyonların ülkelerine gönderdiği bilgilerden farklı değil. Türkiye’nin büyükelçiliklerinden de Ankara’ya benzer telgraflar gönderilmesi olası.
Sn. Başbakan Wikileaks belgelerinin Türkiye bölümünde yazılanlara çok kızdı. Bunlarla ilgili olarak yargı sürecini başlatacağını söyledi.

AKP'lilere örnek olması gereken wikileaks istifası!


Almanya'da 2009'daki koalisyon görüşmelerini ABD Büyükelçisi'ne ileten köstebeğin Hür Demokrat Parti yöneticisi Helmut Metzner olduğu açıklandı. Metzner, partideki görevlerinden istifa etti.
Hristiyan Demokratlar ile hükümette yer alan Hür Demokrat Parti'nin ABD'nin Berlin Büyükelçiliği'ne bilgi taşıdığı yönünde wikileaks belgelerinde yer alan bilgiler tartışılmaya devam ediyor. Hür Demokrat Parti'nin yöneticilerinden Helmut Metzner, bilgi sızdırdığını itiraf ederek istifa etti.
Şu an Almanya Dışişleri Bakanı olan Guido Westerwelle'nin
danışmanı da olan Helmut Metzner'in bilgi sızdırdığı partisi
tarafından da doğrulandı ancak yasadışı bir
durum olmadığı iddia edildi.

Metzner'in, özellikle 2009 yılındaki koalisyon pazarlıklarını ABD Büyükelçisi'ne aktardığı belirtildi. Açıklamaya göre, Metzner 2009 yılında Hristiyan Demokratlar ile partisi arasında yapılan koalisyon pazarlıkları sırasında not tutmak için toplantılarda bulunmuş.

Wikileaks’ten niye şüphelenmek gerek?


Wikileaks sızıntılarıyla ilgili çeşitli komplo teorileri yazılıyor. Wikileaks ile emperyalizmin, komplo falan olmayan, bilinen bağları da var. Ancak en önemlisini kimse yazmıyor: Şu an Wikileaks bombasıyla birlikte ABD, birtakım belgeleri açıklayarak bir psikolojik savaş başlattı.
Wikileaks internet sitesinin yayınladığı belgeler, tüm dünyanın gündemini uzun süre meşgul edecek. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gerçek olduklarını kabul ettiği belgelerin, özellikle çok sayıda belgenin çıkış yeri olan ülkemizde habercilik açısından muazzam bir olanak sağladığı ortada.
Wikileaks henüz sahip olduğunu duyurduğu 250 bin belgeden 600 kadarını açıklamış durumda. Fakat bu belgeler bile Türkiye ve dünyaya dair bazı ayrıntıların ortaya çıkmasını ya da kanıtlanmasını sağladı.
Wikileaks bir CIA ya da Mossad taşeronu mu?
Son sızıntının ardından Wikileaks’le ilgili komplo teorileri yeniden ortaya atıldı. Aslında Wikileaks’in CIA ya da Mossad tarafından kurulduğu/yönlendirildiği iddiası uzun süredir dile getiriliyordu.
Aslında bu iddia, Wikileaks’in neredeyse ilk günlerine kadar gidiyor. Wikileaks’ten on yıl daha önce kurulmuş olan ve aynı işleve sahip, yani sızdırılmış belgeleri yayınlayan Cyrptome.org internet sitesinin sahibi John Young, Wikileaks’in ilk çıkışında yönetimdeki ekipte yer almış, ancak kısa süre sonra örgütün bir CIA paravanı olduğunu iddia ederek ayrılmıştı. Young, kendi sitesinin gideri aylık 100 dolar iken, Açık Toplum Enstitüsü ve başka benzer fon merkezlerinden Wikileaks’e milyonlarca dolarlık para akmasına dikkat çekmişti.

2 Aralık 2010 Perşembe

Wikileaks dalgası ABD’yi sarstı mı?

ABD'de Wikileaks sızıntısının yarattığı ilk sarsıntının ardından sıra ilk dalganın yarattığı tahribatın ölçülmesine geldi. ABD'li yetkililer belgelerin bekledikleri kadar "kötü" olmadığını söylerken, basında yapılan tartışmalar da benzer bir yorumun ağırlık kazandığını gösteriyor. Şimdilik, kimse "kral çıplak" demiyor.
Wikileaks’in ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait diplomatik belgeleri sızdırması, ABD’de diplomasiye etkileri ve basının belge sızdırma operasyonunda oynadığı rol üzerinden tartışılıyor. Belgelerin içeriği henüz açıklanmamışken, 250 bin belgenin sızdırılacağı haberi bile tek başına büyük bir bomba patlatmıştı. ABD’de şu anda konuyla ilgili olan herkes, diplomasi cephesinde yaratacağı sarsıntı düşünülerek “Diplomasinin 11 Eylül’ü” olarak adlandırılan “Wikileaks sızıntısı”nın yarattığı ilk etkinin boyutlarını hesaplanmaya çalışılıyor. Bu konuda kesin bir kanaat oluşturmak için henüz erken çünkü şu ana kadar belgelerin küçük bir bölümü sızdırıldı. Bundan sonra kamuoyu ile paylaşılacak olan belgelerin bugüne kadar ortaya çıkan tabloyu ne ölçüde değiştireceğine ilişkin şu andan kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak sadece birkaç gün içinde tüketilen ilk posta belgelerin niteliğine ve bunların açıklanmış olmasının olası etkilerine ilişkin genel değerlendirmeler yapılmaya başlandı bile.